-€trafta ßaktıqım herkeS kOLpa, HerkeS ÇıkarCı, HerkeS yaLanCı.. ßu Dünyanın DerDi ÇekiLmez ße haCı..
dedi.
-Şu tepedeki kutuda ne vardı , indir bakalım bi!
kayıp bir kaçağın izini süren at üstündeki şövalye misali, aramanın bilge içgüdüsüyle gardrobun üstündeki kutuyu işaret etti.
Hoze, komutu duyduğu anda parmak uçlarında halının üzerine doğru sessiz adımlarla yürüdü. yükseldiği an şovalyenin ayaklarından beynine doğru yüklendiğini hissetti.artık kutu elindeydi.
kutunun içinde sararmış ve yıpranmış birkaç sayfa gazete ilanı vardı.ilanlara göz atarken sarı, fosfor kalemle çerçevelenmiş bir ilan gözüne takıldı.
''Böreğe maydonoz ayıklayıcısı aranıyor. yirmibeşlerini geşmemiş olması tercihimizdir. aylıkları Suriye Dinarı ile ödüyoruz; metro kart yerine çekçek tahsis ediyor, multinex yerine de ocak ve dolap arkası Çince magnetler tahsis ediyoruz. Onlarla besliyoruz sevgili çalışanlarımızı. Bu fırsatı kaçıran adaylar için "olum bu fırsat kaçırılır mı" diyen arkadaşlarının çoğalmasını diliyoruz. dolaylı insani ilişkiler güven ve düşüşle ilişkilendirilir.
Müracaat:Kapıcı''
ilanı okuduktan sonra kafasının karışıklığını giderebilmek için aynaya bakmak istedi.içinden ''keşke Alaska da şubeleri olsaydı'' diye geçirdi.
misal bi ters bi düz,bi terz bi düz haroşe yazı yazabiliyordu.
yaşam tarzı da böyleydi esasında.bunu başvuru esnasında söyleyebilirdi -eğer Alaska da şubeleri olsaydı-
yine abuk sabuk geçişlerini düşünürken. aklına ilan geldi.
yine kafası karıştı, yine aynaya bakmak istedi.
ama Hoze gitmişti.
sonra kendini düşündü...
filoloji okumuş, bursada baston yapımı zanaatı hususunda uzmanlaşmış, uzun boylu biri olsaydı -nasıl olurdu...
nasıl olurdu?
8 Eylül 2010 Çarşamba
aylak
Gönderen mezkurleyla zaman: 05:17 0 yorum
Etiketler: özgül bkr.
7 Eylül 2010 Salı
KORKULU RÜYA-2
sessizliğimi giyiniyorum-çıkışı yok akabinde-.
büyük geliyor üstüme
kilo vermişim demek
(öyle garip ki her şey
sanki herkes bir varmış bir yokmuş gibi yürüyor
giriyor ve çıkıyoruz
çıkıyor ve iniyoruz
garip
neyimi çalmış olabilirsiniz tanrım neyimi
ki ben böyle eksik kalayım
öyle demek
garip
tamam bakırım
hanginiz fısıldadı zihnimdeki uğultuyu
bir sperm nasıl büyüdü bu kadar
ve zevk ne acılar doğurdu
bu bir televizyon dizisi değildir
garip
bir bara girdim geçenlerde
uyarı levhası koydular oturduğum masaya
DİKKAT:dağınık
garip
bazıları sessizce gezer ve çeker gider
FOTO lazım mı ağbi?
bazıları dır dır
iki tür insan vardır/demek
garip)
konuşmayı deniyorum girişi perdeli bir kabinde
içine giremiyorum
büyümüşüm demek
Gönderen mecaz-ı mürsel sepeti zaman: 23:35 0 yorum
Etiketler: Umut Kabakcı
KORKULU RÜYA-1
ne soğutur suyu
makinemsi bir ölünün ayakizlerini
ne sıralar arkası boşça kaplanmış bir hissinde gecenin
tetik mi kekik mi kereviz kökü mü budanır/ sap samandan ayrı
ne verebilirsin bana kendin dışında ya da kendinden fazla
bir ressamın eskizlerini -ben taşıdım ben- içimden öte yerlere
erir dali'nin saatleri akar gider hiçliğe ve hiçlikte
delinin saatleri sisifos'un kayası gibi ağır ve durağan bir papağan
gevezeliğinde aç ve sevgiye muhtaç bir korkunun şah damarında akası varcasına
neyi tanıyabilirsin bileşik kap ve zamandan ayrı
ara yangınları elinde körükle gel-git(me)
ne susatır seni bana
bir yaz akşamı, erik ağacında dallanır
sen benim eksik uzvumsun yarim
düşünceler beni deler ve sen-deler keskin virajlarında yüreğimin
müthiÇ bir beşinci baskı benliğimde renkli
bir duvar bir başka duvara dayanır
bir insan bir duvara
bir duvar var
eldeki tek gerçek uzanamamak
dokunamamak avuçların çizildiği kaleme
fal bak bana olsun gönlümce
geleceğim
Gönderen mecaz-ı mürsel sepeti zaman: 07:13 0 yorum
Etiketler: Umut Kabakcı
26 Ağustos 2010 Perşembe
…KIYISINDAN ÖTEDE
Dedim tamam.
Dedim ağaçlar güzel.
Dedim gökyüzü ortak.
Dedim hayaller ne güne duruyor.
Dedim ki alışıyorum…
Benzetmeye, sevmeye çalıştım başaramasam da dedim olur.
Bu dedim elimde kalanın bir ben olduğu gerçeği dedim kabul.
Hayatı ikna etmeye çalıştım kendimi bırakıp meğer bitmiyormuş elinde daha nice kozları varmış teker teker açacakmış kartlarını ve bir kumar masasına oturtmuşta beni ruhumu dahi alacakmış şikayetçiymiş adından ölümmüş aslında, kabul etmek yetmiyormuş, savaşmak boşunaymış içinde sadece hiçlik varmış…
Dedim son.
Biri diyecek ki üç kadın ölü bulunamamış!
Gönderen nar zaman: 10:46 0 yorum
Etiketler: Sedef Erkmen
20 Ağustos 2010 Cuma
ELMANIN DEĞİŞİMİ
Elma sevenlerden oldum
Merak etmesin Nazım bir beklentim yok elmadan
Beklenti bilmeyi gerektirir ya
İşte o zaman enseye isabet eden bir yumurta gerçeklik olur
Bunu ben söylemedim kusurabakmayın referans veremedim
Üçüncü şahıs yazmak zorunda olmaktan hiçbir düşünceyi benimseyemiyorum
Tıpkı sana birazdan yapacaklarım gibi
Neden seni iki kere şaşırtmak istiyorum ki
Çünkü bu aynı zaman da beni de iki kere değiştirecek
Bunu sen açıkladın neydi o teorinin adı bardak örneğiyle tüm doğayı değiştirmiştin.
Bu kadar sakin geliyorsam,
..bil ki bunun altında sarşın bir kadınla yatma isteğim vardır.
Elmalar farketmiyorsa Nazım, sevmesini istemezsin!
Gönderen nar zaman: 12:46 0 yorum
Etiketler: Sedef Erkmen
6 Ağustos 2010 Cuma
KESİK İP
Bir ip bağladım uzattım uzattım çok uzağa bağladığımı farkettim, tam dönücektim kör oldum ipi kesmişler her bir yanından tutupta geri dönemedim. Sonra bir ses bana - tanıdık mıydı hayır- alışırsın dedi alışmaya çalıştıkça yeni ipler uzattım bu sefer kendimden uzağa geçen haftaydı hayal meyal aklımda, “ipin bir yeri koptu yine anneme seslendim içerdeydi sanırım duymadı heralde, kızmış mıydı bana yoksa, odamı toplıyımda belki siniri geçer diye düşündüm, sessiz ayak sesini duyunca konuştum anlattım anlattım sorular sordum anneme de cevap vermedi hiç birine.. bir oda bu kadar yalnız olabilir miydi kendimden uzattığım ipleri paramparça ettim yok oldum adeta oda da ben bile yoktum.”
İşte yine nefes alış, önemini bilen var mı hiç sanmam. Sonra ki bir hafta boyunca kendime yeni uğraşlar buldum sürekli insanlara ‘sorry’ ve ‘thank you’ diyordum kim bana iyilikler yapmıştı ya da ben kimlerin canını acıtmıştım ki bu kadar tekrarlıyordum. Orda birilerinin canı yanıyordu biliyordum anlayışınız için teşekkür edip yanınızda olamadığım için özür diliyordum.
İnsan korkuları kadar yaşarmış anladım rüyalarım da sürekli Ankara’ya gelipte son günümü görüyordum neden kalacağım 13 günü değilde son günü üstelik 13 uğurlu rakamlarımdan biriyken uğursuz sayılanı seçtim diye mi doğru ya her şey benim seçimlerindendi. Ne zaman bir yakınımı kaybetsem rüyamda görürüm bana gülümser işte gördüm yine o lanet rüyayı ne mi oldu babaanem öldü bugün babaannem öldü ve ben burda kendimden bile uzakta nefes almaya çalışyorum.
Gönderen nar zaman: 11:02 0 yorum
Etiketler: Sedef Erkmen
1 Ağustos 2010 Pazar
CAZ-BEDENLER
Saymazsak güzelim karışık şiirleri
ve bilgin dahilindeki diğer garip halleri
daha yakın olmak istiyorsun bana...
GÖTANLAM-1:tutmayın kakamı/çıkacak var/bırakın yakamı/bıkacak var...İ.A. için
Yalnız insan edilgendir/Hiçbir şeye bulaşmayan
Ben de biraz Attila İlhan'ım
ama tersinden
Kan olur muyum kırmızıya boyasalar beni?
GÖTANLAM-2:Aklıma hep boktan şeyler geldi
Yeraltından Notlar:Bugün metro bozuldu;iki dakika bekledik;endişe,tehdit ve korkuyla sekteye uğradı rutin;from any Russian writer to Putin
Geceydi,yalnızdım
Ama hiçbir 900'lü hattı aramadım
-911 hariç değil-
Telesekretere boşalamayanlardanım
GÖTANLAM-3:Aklıma bir bok gelmedi
...Saymazsak güzelim yapışık ikizleri
ve bilgim haricindeki istisnai halleri
İNSAN VÜCUDU TEK KİŞİLİKTİR.
Gönderen mecaz-ı mürsel sepeti zaman: 06:07 0 yorum
Etiketler: Umut Kabakcı